25 Ağustos 2012 Cumartesi

bombos bir gun en fazla ne kadar bos olabilir?

uyuyordum. bir anda annem ve babam tepemde. sorunun farkindayim, kardesimin yataginda uyumusum. 2 gun uyumadigim icin de okuz gibi yatiyorum. beni nasil kaldiracaklarini konusuyorlar. tabi ki onlari duydugumu belli etmiyorum. babam "hadi oglum, hadi. hadi bak kendi yatagin var. hadi gel." falan diyor. cocukluguma donuyorum. annem ustume ortecek bir sey getiriyor ama cok kalin, direk aciyorum ustumu. babam "sicakliyor, ince bir sey getir." diyor. ince bir carsaf getiriyor annem. bu iyi, koluma dolayip sariliyorum, ustum yine acik. "klima tam sirtina vuruyor, hasta olursun." diyorlar. duymamis gibi yapiyorum. annem elinde bir tabakla gelip "kac saattir uyuyorsun? yemek yer misin? bak bilmem ne var, kofte var. hadi biraz ye de geri yat." diyor. "NE KOFTESI YA UF, GITSENIZE BASIMDAN.", yatiyorum. babam "ugrasma hadi, kalkmaz bu." diyor. gidiyorlar. acaba saat kacti tum bunlar yasanirken? galiba erkendi, aksam 10 diye tahmin ediyorum ve beni de tum gun uyudum zannettiler. neyse artik, cok umrumda degil.



uyuyorum. alper evlenmis. AAA. hani yazliktaydi o? neyse dugun yapmiyorum demedi ki, "yazliktayim." dedi. demek yazlikta evlenmis. oha su adam nasil yaslanmamis 20 yildir? haa ruya lan bu. ahahaha. neyse ya alper de evlenmemistir o zaman. persembe gelecekti, arayayim yarin. hmm uyuyorum...

uyandim. uyanmamaya calistim, direndim ama basaramadim. baya bildigin uyanigim. cok acikmisim, hemen mutfaga saldirdim. dolabi actim, dedemin bahcesinden toplanmis bir suru bogurtlen var. yerim. yedim. karistirmaya devam ediyoruz, kofte var. amcam yapmis besbelli. sevmem. onu geciyorum. dolaptaki peynirler ve az once gordugum pide ekmek guzel birer cift olusturabilir. bunu hatirlayayim. hmm erik. daha fazla erik. daha da fazla erik. tam 6 cesit erik saydim. guzeller. kilerdeki dolaplara bakmaya giderken 7. cesiti de buldum. bu da guzel, kucuk ama eksi bir erikcik.

bugun yine balkonda kitap okumaya karar verdim. aha babam da kalkti. gunaydinlastik. "kac gundur uyuyordun?" dedi, "iki gundur uyumamistim, 12 saat falan uyudum herhalde." dedim. kredi kartimin son odeme tarihini soyledim. "ee?" dedi. bugunun tarihini soyledim. "hmm." dedi. ustunde o kadar nakit yokmus. bayramlasma toreni varmis, ondan donunce ugrayip birakabilirmis. "ben de cikayim, kapidaki bankamatikten cek. ben de oraya yatiririm zaten." dedim. ciktik, o ziraat'ten cekti. ben is'e yatiracaktim. bankamatik bozukmus. en yakin bankamatik cok da uzak degil. yuruyorum. borekci var, guzel kokuyor. donuste yiyebilirim. ilerde de kazim var. (adana'yi ve kazim'i bilmeyenleri soyle alalim.) belki muzlu sut icerim. poaca ile guzel gidiyor. kitapsan'a ugrasam mi? gerci ne geregi var, zaten oranin kitaplari siniflandirma seklini begenmiyorum. son gittigimde adama anlatmaya calistim ama basmiyor tabi kafa. gidip onunla ugrasamam. bir ara dunya'yi kurtaran sahaf'a gideyim unutmadan.

yatirdim parayi, donuyorum. bir teyze var. giderken de onumdeydi, simdi de onumde, sadece bir ara gozumden kayboldu. dondu, "siz zeki bey'in oglusunuz degil mi?" dedi. evet ama o kim? "x teyzen ben." ha tamam o zaman. hic adini duymamis gibi yapmiyorum. buyumusum. evet, genelde buyuyorum. okul bitmis mi? bitmemis. ISLETME MIYDI BOLUMUM? duraksiyorum. kufretmemeliyim. etmiyorum. kendimi bu duraksama konusunda da gelistirmeliyim. iktisat deyip farkini ciddi ciddi anlatiyorum ve karistirilmasinin ne kadar anlamsiz oldugunu ama insanlarin farki bilmedigi icin karistirdiklarini soyluyorum. sasirarak dinliyor, hic boyle bir tepkiyle karsilasmadigi belli. sonra sasirtiyor beni, o da iktisat mezunuymus. hayata kufrediyorum. bitirince ne olacakmisim? akademisyen. "hocalarinla aran iyi mi?" -ohoo, iyi nedir ki, super. kopuk partileri mi istersin, sarap tatma geceleri mi? sabahlara kadar batak, okey falan donuyoruz hocalarla.- aklimdan bunlar gecerken bir taraftan da "iyi." diyorum. gozlerine girersem beni hoca yaparlarmis. zaten o kadar basit her sey, bosuna yirtiniyoruz. susuyoruz. yol bitmiyor.  aa bitiyor. o karsiya gececek, ben lojmana girecegim. oha tavsanlar kapiya kadar gelmis. kovalayip parka gonderdim. gideyim de bir cay koyayim.

cay koydum. balkona ciktim, etrafta bir suru apartman var ve hepsinin balkonlari dolu neredeyse. kendimi yeni katildigim bir toplulukta gibi hissediyorum. diger insanlar birbirini her gun goruyor ama beni ilk defa goruyor. onemli degil, sanki yillardir buraymisim gibi davraniyorum. aklima geldi, gecen gun beni ayiplayan teyze yok ama ogluyla bir kiz balkonda bilgisayarlarinin basinda oturuyorlar. bizim internet cok yavas, sifrelerini istesem mi? gerci uc bilgisayar, zaten arada mesafe de var. benimkisinden de yavas olur. bilgisayar icin birden fazla modeme ayni anda baglanip hepsinden duzenli ve surekli olarak dosya akisi yapacak bir sistem dusunuyorum. bu arada lineer programlamayi da bir ogrenmedim gitti. onu ogrenemeyince integer'i da ogrenememis oluyorum falan isler hepten boka sariyor sonra. neyse kitap guzel. gerci ana karakterin adini bir turlu ogrenemedim ama guzel. ha ben yazsam, yazarim oyle bir sey ama ondan sonra ben o yazardan etkilendim zannederler. halbuki ne alakasi var yani, hic mi kieslowski izlemedin, kafka'nin adini da mi duymadin? three colors: blue'da binoche'nin bestesini calmadi mi sokaktaki abi? caldi. kafka donusum'den etkilendigi soylenen romana bakip ne dedi? "ayni sartlar ayni dusunceye surukler." gibi bir sey dedi. burdan ne cikartiyoruz? birisi kelimesi kelimesine ayni metni birisinden sonra yazdi diye ikincisi ilkini kopyaladi diyemeyiz. orhan pamuk'a falan da baglarim bu konuyu ama useniyorum, cok uzadi zaten bu gereksiz tartisma.

etrafta bir suru insan sigara iciyor. canim cekti ama kendime kendimi yenebilecegimi gostermek icin icmiyorum. cok da guzel olurdu simdi cayimin yanina. neyse. 2-3 senedir gormedigim bir arkadasim gecti asagidan. ilginc. eve cikmisti o ama demek arada ugruyorsa yazin. gerci belki de kardesidir, bir an gordum yuzunu. neyse kitap. gunes basti, iceri kacayim derken annem uyandi. biraz daha oturayim, girersem kahvalti diyecek. girdim, ben yumurtayi yaptim, o domates-salatalik-zeytinyagi-limon-tuz-pul biber ve peynirleri, recelleri hazirladi. cayin altini actim. kahvalti yaptik, cocuklar kalkmadi. ben bir kez daha ilk kez peynir yapan kadini, ilk kez cay demleyen adami falan dusunuyorum. kadin anam tipli birisi icgudusel olarak yapmis olabilir miydi acaba? cocugun toprak yemesi gibi. fakat bu karakterin genelde zevkler bakimindan da muhafazakar olmasini beklemez miyiz? o halde yeni deneyimlere acik biriydi. belki de benim gibi, meraktan geberecek birisi yapmisti. iyi yapmis, kendisini tebrik ediyoruz. anneme sordum, belki bilir diye. cok ozel bir hikaye hatirlamiyormus. kismet. bugun bir arkadasi gorecektim, mesaj atayim. babam ugradi, bir arkadasimin babasinin ankara'ya tayini cikmis, onu ogrendim. babam gitti. annem de kucuk kardesimi alip gitti. buyuk zaten biraz once gitmisti. sonunda yalnizim.

ari geldi aklima. acaba ne yapiyor, ne alemde? disari cikinca gordum hemen. her zamanki yerinde pasli demir yemekle mesgul. hayir yani kansizlik var desem, gider uzum suyu emer. kafayi mi yedi acaba? sizler de gorebilesiniz diye bir fotografini cektim, buyrun.

buraya fotograf gelecek.

valla gelecek.

-eklemeyi dusundugu fotografi yuklemeye usenip gunlerce yazisini yayinlamayan tek kisi ben miyim?-







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder