27 Ağustos 2012 Pazartesi

cocukluk anilari ve nostalji: uncle mahmut case

soze sacma sapan bir cumle ile baslamak neden daha etkileyici oluyor diye dusunuyorum da cevap bulabilmis degilim henuz. acaba diyorum, siradan baslayip cok guzel devam eden bir sey, artistlik baslayip devaminin saglam gelecegini gosteren bir cumleye gore okuyucunun daha hazirliksiz yakalanmasina mi sebep oluyor? neyse simdi sorunum bu degil.


eksi'de soyle bir sey yazmistim:

baslik: olmus birini ozlemek

entry:

oldugunu bilmeden ozlediyseniz uzebiliyor.

- anne ya hani yaylada mahmut amca vardi ya kucukken, bir gun onlara gidelim.
+ oglum o oleli 5 sene oldu.
- hadi ya...

mahmut amca 90 yas civarinda, surekli pipo icen, cocuklari cok ama cok seven ve onlari mutlu etmek icin elinden geleni yapan, tcdd emeklisi makina muhendisi bir amcaydi. yeni hayat'i okurken surekli o gozumun onune geldi. seneler sonra tekrar goreyim dedim, meger olmus.

bunu hic yasadiniz mi? ben oyle cok akraba vs. seven bir insan degilim ama bazi kisiler, bazi mekanlar ve bazi anilar var ki hatirladikca zamani geri alabiliyor olmak istiyorum. mahmut amca, neredeyse hic tanimadigimi simdi fark ettigim bir insan ama nedense onun olmesi uzuldu. hayir, "ya cok iyi adamdi rahmetli, :(((((((((" meselesi degil. neden uzuldum? cunku onu tekrar gormek istiyordum. yani onun icin degil, kendim icin uzuldum. bu bariz. fakat insanin cocuklugunda etrafta gorup neredeyse hakkinda hicbir sey bilmedigi bir insani nasil sevebildigini anlamadim. kendisiyle iliskimiz adana'ya tasinmamizdan sonra yazlari birkac haftaligina, en fazla bir ayligina gidip kaldigimiz dedemin burucek'teki yayla evinde iki yan komsu olmasindan ibaretti. bizi etrafta gorunce mutlaka seker, cikolata falan verirdi. evinin etrafinda kosusturur veya bagrisirsak diger komsular olan abdullah, ali ve recep amca'larin aksine cikar bizimle daha da fazla bagirarak oynardi. simdi dusunuyorum da disaridan bakildiginda baya catlak bir adam gibiydi. fakat babamla oturup ciddi ciddi sondajlarda, baraj insaatinda vs. kullanilan makinalarla ilgili konustugunu da hatirliyorum. ben de zekiyim ya, arada konuyu anladigimi gostermek icin bir cumle ederdim, sevinirdi ve anlamadigim bir sey varsa onu da aciklardi. bir de adam memlekette okuma yazma bilen insanin bulunmadigi donemde makina muhendisi olmus. (acaba makinacilar o zaman da abaza miydi? kadinlarin o donemde o bolumde daha da az okudugunu varsayarsak -ki oyle olduguna neredeyse eminim- buyuk ihtimalle oylelerdi ama bunun acaba bu kadar geyigi doner miydi o zaman da? okula gomlek ceket gidip nasil abaza geyigi yapabilirsin ki?) nasil okumus acaba? peki acaba devrim arabalari'nda calismis miydi? kendisine sorabilmek isterdim. pipo icmeyi nerden ogrenmis, nasil alismis buna? cocuklari neden bu kadar seviyordu? yoksa pedofili miydi? (su an biraz killanmadim degil, ben olsam kendimi sevmezdim. kitap okumadigim zamanlarda asiri merakli, cok afedersiniz saglam kafa siken bir cocuktum. sordugum sorulari o alanda calisan akademisyenlerin cevaplayamadigi olurdu. sahi ya, o sorulari yazsam simdi elimde binlerce arastirma sorusu olurdu. neyse lan, hah evet, ben bu adama her seyi sorardim, hepsini aciklardi bildigi kadar. tamam bu normal de bana onun kadar dayanabilen cikmadi hic. herkes bir yerden sonra onume ilgili kitaplari dizip kosarak uzaklasiyordu. o oyle degildi lan, paso anlatiyordu... yoksa bana mi yaziyordu ya? herkes bana yaziyor. :( )

ust paragrafta konuyu cok basarili bir sekilde pic ettigim icin yeni bir baslangic yapmak istedim. sayfa hic oyle kalbim kadar falan temiz de degil, etraf html kodu dolu. gerci bende bu trigliserit varken kalbim de cok temiz olmayabilir. asdgfsag neyse artik, cocukken yasadiklarimizi niye unutamiyoruz? mesela boyum ortalama insanin beline gelmeden once yasadigim ne varsa cok "nostaljik" geliyor. mesela bir gun babam beni ise goturmustu, o gun giydigim her sey aklimdadir ki adetim degil boyle seyleri hatirlamak. hayatimda ilk defa orda bir sondaj makinasi gordum. gormem neyse ustune cikarttilar beni makinanin. ama nasil geberiyorum korkudan kuyunun icine dusersem diye. simdi hala dsi'nin su sondaj makinalarini gordugum zaman aklima o gun gelir, gulumserim. sonra babamin ofisi ve ordaki elemanlar, ilk lojmanimiz, babamla acilde nobetteki doktor bir arkadasinin yanindayken gelip gozumun onunde olen benim yaslarimdaki kiz, ilk kafami yarisim, daha once bahsi gecen doktor tarafindan atilan ilk dikisim, annemin fakulteleri, annemle girdigim dersler, onun odasina arkadaslarinin odalarindan buldugum tum koltuklari getirip iceriyi kendim icin bir yatak cenneti yaptigim gun falan hep aklimda guzel seyler olarak duruyor su an. tamam kizin olmesi o kadar guzel degildi ama benim icin cok buyuk bir heyecandi o ani gormek ve kizin ailesinin tepkilerini gozlemlemek. (o zaman da gozlemciyim tabi.) fakat sunu merak ediyorum, bu acaba her yas icin boyle mi kalacak? mesela kisinin bugunku yasinin belli bir orani mi nostaljik geliyor, son x yildan oncesi mi yoksa sadece dogduktan sonraki ilk y yil mi? bunun cevabini verebilmem icin her yil hayatimin nereye kadarini o gozle gordugumu not etmem, sonra sayilari incelemem falan lazim da soyle bir sorun var, bu iste marjin biraz zor. hangi olayin tam olarak hangi yil oldugunu hatirlamak her zaman mumkun degil. farkli yaslardan baska insanlara sormak? yoo dostum, yoo. bir insan bile trilyonlarca faktorun birlesimiyle dusunurken isin icine ikinci kisilere sormak hic de mantikli degil. belki de bu teorilerimin hepsi yanlis, belki de bir olaydan oncesi bize nostaljik geliyor ama o olayi tam olarak belirlemek o kadar zor ki. iste bunlar hep bilincalti.

mahmut amca aklima gelen teorilerin coguna gore benim icin hep nostaljik bir karakter olarak kalacak. unutmayayim da bir gun onun tutun markasini ogreneyim, nostalji yapacagim zaman ondan icerim.

cayin suyu bitmisti galiba, gidip biraz daha su kaynatayim da bir bardak daha iceyim. sonra da biraz kitap okurum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder