18 Eylül 2012 Salı

selam vermek: a bilmem ne approach

10.27'de dehset icinde uyanmisim, guya 9'da kalkip dus alacaktim. dersin nerede oldugunu bilmedigim icin bir taraftan bilgisayarimi acip, bir taraftan da kablosunu toplayip cantaya yerlestirmekle ugrasiyorum. ders kevin'in gec kalirsam ilk defa universitede siniftan atilma tecrubesi yasayabilirim. 10.33'te dersimin yerini de ogrenip hizli hizli yuruyerek sinifin yolunu tuttum. ancak takdir edersiniz ki ne kadar antisosyal falan da olsam 4. seneye basladigim universitede bir suru insan taniyorum ve bunlardan biriyle karsilasmadan kampus icinde bir yere ulasmam neredeyse imkansiz. ozellikle donemin yeni basladigi bugunlerde yolda karsilastigim insanlardan cogunu bu donem ilk defa goruyorum. "aa n'aber ya kilo almissin/vermissin!!" veya "ee n'aptin tatilde?" muhabbetleri arasinda sinifa ulasmaya calisiyorum. bu insanlar arasinda cok sevdiklerim de var, "x de iyi cocuk/kiz aslinda..." dediklerim de, hic tanimadiklarim da, 5 donemdir birlikte bir suru ders alip adini dahi bilmediklerim de. farkli bir siniflandirmaya gidersek, bu insanlar arasinda benim gibi acelesi olanlar da var, hocasi syllabus verip 10 dakikada biraktigi icin vakit gecirip cene calmaya yer arayan da, bu iki ekstrem durum arasinda farkli noktalara dagilmis olanlar da. hazir konu yeterince karmasiklasmisken isin icine bir siniflandirma daha yapalim, bu insanlar arasinda beni seven de var, sevmeyen de, benden nefret eden de. benim ve karsimdaki kisilerin mutluluk/mutsuzluklari da isin icine girmeli. ayrica karsi taraftaki insanlarin selam verme uzerine dusunceleri de gayet onemli. artik hic ustunde durulmayan bir konu olan selam vermenin aslinda hic de oyle basit bir mevzu olmadigini artik anlamissinizdir saniyorum.



simdilik tum bilgilere sahip oldugumu varsayiyorum. yani kimin kimi ne kadar(?) sevdigini, o anki acelesini, ruhsal durumunu, selam vermeye yaklasimini her an icin biliyorum. e cok kolay o zaman. oturup tablolar veya kumeler cizip kime nasil davranacagimiza karar vermemiz yeterli. fakat buna karar vermek o kadar kolay mi? her zaman degil. neden? cunku "ulan simdi selam vermesem yanlis anlar, selam versem acelesi var gibi gorunuyor, mecburiyetten 3-4 cumle etmemiz gerekecek, gecikecek." diye dusundugunuz anlari hatirlayin. hah iste, o yanlis anlasilma meselesi surdan geliyor, sen karsi tarafla ilgili tum bilgilere sahip olsan dahi, karsi taraf senin selam verme algoritmani veya kurallarini bilmiyorsa yine sorunlara gebe bir selamlasma sureci olacak. tabi bu algoritmayi yazarken de digerlerinin yazdigi algoritmayi aslinda biliyor olmamiz lazim ama en azindan bir kisi hic kimsenin algoritmasini tam olarak bilmeden bunu yazmak zorunda kalacagindan bu imkansiz. dinamik bir algoritma gelistirebiliriz, bu da aslinda yeni bir siniflandirma yaratarak da saglanabilir ama eger dinamik bir algoritma yazarsak acaba sonucta bir yere yakinsar mi algoritmalar, emin degilim. yani bilinmesi neredeyse imkansiz olan bir suru bilginin herkes tarafindan bilinmesi bile bizi dogrudan cozume ulastirmakta oldukca yetersiz kaliyor.

yukaridaki  birden fazla varsayim var. bir kere karsi tarafa dair her bilgiye sahip degiliz. mesela "yani sen elmayi seviyorsun diye, elmanin da seni sevmesi sart mi?" meselesi var. ha essek degilsek anliyoruz az cok ama bunun sonucta bir sevgimetresi yok. mesela birinin benim cok sevmedigim, beni sevmeyen, acelesi olan, o gun mutsuz olan, genel olarak da selamlasmayi cok sevmeyen insanlar kumesinden oldugunu kesin olarak bilebilsem ve onun algoritmasini bilsem ve bunu degistirmedigini de bilsem veya degisikligi de algoritmadan gorebilsem, o zaman ona karsi ne yapacagimi belirleyebilirim fakat bu imkansiz. ayrica o insanin acelesi olup olmadigini da her zaman algilayamayabiliyorsunuz. mesela ben gidecegim yere hic kasmadan 7 dakikada hesapladiysam ve 7 dakikam varsa gayet yavas yavas yuruyerek giderim. fakat tam bu sirada karsima cikan arkadasim benim uyuz yuruyusume bakarak amacsizca yurudugumu dusunebilir. -halbuki dersim olmasa benim b binasi'nda ne isim olabilir? evet, sana diyorum canim kardesim, hayret bir ya. tabi her zaman b'ye gitmiyorum ve a'da alakali, alakasiz takilabiliyorum. simdi bence sen de haklisin a'ya gidiyorsam.- iste bu da bir bilgi sorunu. o gunku modunu bilme meselesine hic girmiyorum.

su da var, "selam!", "selam!" deyip gecsek dert degil, durmaya bile gerek yok. fakat bazi durumlarda da selam ver-kac yapamiyorsun. mesela hep beraber anlasip iki taraf da acik olarak konusmak istedigini belirtmedigi durumlarda selamlasmanin disinda bir muhabbete girilmesin diyebilsek bu bir sorun olmazdi ama bence biraz zor. yani normalde selam verip, hatta belki ustune de 2-3 cumle konusacak vaktimiz varken bile, "ulan simdi bu cok uzar, ben en iyisi baska tarafa bakayim." dememis olanimiz var mi? bence yok. evet yani itiraf ediyorum, eger gercekten acelem varsa bunu yapabiliyorum cunku bazen "abi isim var, sonra gorusuruz."e cevap olarak cok alakasiz bir soru geliyor. ondan sonra kafadan 2 dakika kaybettim zaten. simdi "arkadasindan 2 dakikani mi esirgiyorsun?" meselesi var. 1.si vakit nakittir. 2.si arkadasim tamam iyi hos da her derse de gec kalmasam sizce de daha iyi olmaz mi? ben son dakikalarin adamiyim, last minutism'e gonul vermisim, ne yapayim yani erken mi cikayim odadan? bu yasimdan sonra huyumu mu degistireyim?

ben onu hic yapmiyorum ama soyle de bir sey var; selam veriyorsun, adam bariz duyuyor, sonra seni sallamiyor. aha bunu yapani silahim olsa o anin siniriyle ceker vururum arkadas. ha bir kere yaptim ama nasil yaptim, finale yetismem lazim, beyin zaten yalama, tiksindigim bir ders oldugu icin ogrenmeye hic kasmamisim, son on dakika ogrendigim bilgilerle girecegim sinav, birisi "berk baskan, berk, berk kaptan, berk" falan diye bagiriyor arkamdan. ya sevgili arkadasim bak gercekten sana bir garezim yoktu ki zaten sinavdan sonra biraz uyuyup uyaninca sana da bunu soyledim ama orda ne yapabilirdim baska? caresizdim. tabi bazen gercekten duymuyorsun, o ayri mesele.

bunlar genel durumlardi, ozel haller de var:

mesela kucuk cevrede bilinen ama cok tanisilmayan ve o cevre icerisindeyken selam verilmeyen ama bir ust buyuklukteki cevreye cikildiginda selam verilen insan. mesela yurttadir, tanimazsin ama bilirsin, kampuste gorunce gozunle 1 saniyelik bir selam verirsin. kampusten taniyip kampus disinda selam veriyor da olabilirsin. bunu yasadiginiz bir suru kisi vardir. hatta sonradan baska bir sekilde tanisacagim ve su an gayet yakin oldugum bir arkadasimla 2 sene boyunca yan siniflardaydik ve okuldan cikinca ikimiz de ayni yone yururduk. o benden once girerdi bir binaya ve ayrilirken selamlasirdik, onun disinda konusmazdik. garip marip ama boyle uzaktan uzaktan selamlastigin insanla sonra bambaska bir okulda tamamen tesadufen sinif arkadasi olunca iyi oluyor.

bir baska ozel durum ise, pisuvarda iseyen kisiye selam vermek. bir de bazen ust kata cikip erkek-ogretim uyesi tuvaletine gitmeye usendigi icin bizimkisinde takilan bir hocamla karsilasiyorum. "aa merhaba hocam, durun ben de cikartayim da birlikte iseyelim." mi diyeyim, ne diyeyim? gecip yanina basliyorsun sen de. o giderken selamlasiliyor genelde. hayir bir de dusunsene omzuma dokunarak selam verdigini falan. hoca olmasa da sorun ayni tabi. eger cok muhabbetim olmayan birisiyse pisuvardaki adamla konusmam ben. bir elinde pipisi, bir taraftan da bana diyecek ki "abi 515'in odevini yaptin mi?" arkadasim once o elini bir yikar misin?

algoritmalarin baskalarinin algoritmalarina gore degistirilebilir olmasi durumunda ne olacagini dusunup usenmezsem daha ayrintili bir seyler yazmayi dusunuyorum. hazir bu konuya deginmisken, selam verme ile ilgili atasozlerini de hatirlayalim istedim:

- selam verdik deliye, geldi sicti haliya.

bence kendisini acikliyor.

- selam verdik, borclu ciktik.

bu da baya acik.

- selam verdigi uc gun yasar.

burda biraz karisiklik var. sokaktan rastgele bir insan secin, buyuk ihtimalle o da 3 gun daha yasar. burada kastedilen en fazla uc gun yasayacagi. tabi bu da aslinda dili bilen birisi icin gayet acik ama atalarimiz niyeyse daha net bir hale getirmeyi tercih etmemisler. ben de bir nevi ata olduguma gore "selam verdigi en fazla uc gun yasar." olarak degistirmeyi oneriyorum bu sozu.

bir de bazen yazinin bir yerinde "asagida sundan da bahsedecegim." diyorum, sonra unutup bahsetmiyorum. oyle bir sey yaparsam kufredebilirsiniz, ben de editleyip bahsederim. aklinizda olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder