27 Ağustos 2012 Pazartesi

cocukluk anilari ve nostalji: uncle mahmut case

soze sacma sapan bir cumle ile baslamak neden daha etkileyici oluyor diye dusunuyorum da cevap bulabilmis degilim henuz. acaba diyorum, siradan baslayip cok guzel devam eden bir sey, artistlik baslayip devaminin saglam gelecegini gosteren bir cumleye gore okuyucunun daha hazirliksiz yakalanmasina mi sebep oluyor? neyse simdi sorunum bu degil.

25 Ağustos 2012 Cumartesi

bombos bir gun en fazla ne kadar bos olabilir?

uyuyordum. bir anda annem ve babam tepemde. sorunun farkindayim, kardesimin yataginda uyumusum. 2 gun uyumadigim icin de okuz gibi yatiyorum. beni nasil kaldiracaklarini konusuyorlar. tabi ki onlari duydugumu belli etmiyorum. babam "hadi oglum, hadi. hadi bak kendi yatagin var. hadi gel." falan diyor. cocukluguma donuyorum. annem ustume ortecek bir sey getiriyor ama cok kalin, direk aciyorum ustumu. babam "sicakliyor, ince bir sey getir." diyor. ince bir carsaf getiriyor annem. bu iyi, koluma dolayip sariliyorum, ustum yine acik. "klima tam sirtina vuruyor, hasta olursun." diyorlar. duymamis gibi yapiyorum. annem elinde bir tabakla gelip "kac saattir uyuyorsun? yemek yer misin? bak bilmem ne var, kofte var. hadi biraz ye de geri yat." diyor. "NE KOFTESI YA UF, GITSENIZE BASIMDAN.", yatiyorum. babam "ugrasma hadi, kalkmaz bu." diyor. gidiyorlar. acaba saat kacti tum bunlar yasanirken? galiba erkendi, aksam 10 diye tahmin ediyorum ve beni de tum gun uyudum zannettiler. neyse artik, cok umrumda degil.

19 Ağustos 2012 Pazar

sevgili blog diye baslayacak yazi

sevgili blog,

bugun bayram. evde yalnizim. sabah 6'da uyandim. bir sure yatakta donup durdum, daha uyuyamayacagimi anlayinca mecburen kalktim. stars'a baktim, ders saatleri belli olmamisti. nese hanim'i ozleyecegimi fark ettim. sahi, o neden gitmisti acaba? erinc hoca ona is teklif olabilir miydi? bunu yakinca anlayacagiz. saka maka yasar da bir suru hoca topladi. kahve yaptim, french roast kalmadigi icin sumatra aldigim gune kufrederek. balkona cikarttim kucuk masayi. plastik sandalyelerden birini koydum onune. 6'li prizi de kapidan cikari uzattim. bilgisayari tekrar acip dire straits - sultans of swing: the very best of dire atraits dinlemeye basladim. son birkac gun icinde okudugum ve bundan sonraki gunde okumayi dusundugum kitaplari masaya yigdim. su an okumakta oldugum kitaplari da getirdim en son. az bir seyi kalan romani bitireyim dedim once, `puslu kitalar atlasi`. kahvemi icerken bir taraftan da terledim. karsi apartmandan bir teyzenin benim de duymam icin bagirarak beni ayipladigini duydum; "donuyla cikmis balkona, suna bak!" ogluydu herhalde, bir cocuk "otur da kahvaltini yap, yahu sana ne milletin ne giydiginden? adam ders calisiyor, rahatsiz etme." donup "teyze deniz sortum da ayni boyda boxerimla. orda gorunce dert olmuyor da burda niye oluyor?" diyecektim, usendim. duymamis gibi yaptim. balkonun kosesine gunes vurmaya basladi, kufrettim cunku birkac saat icinde tepeme gelecekti gunes. asagi yukari bu noktada cekildi bu fotograf.